13 Haziran 2021

Erotik Ekslibris *

Hasip Pektaş, 2001

 

Sözlüklerde cinsel aşkla ilgili; cinsel arzu uyandıran; erosal, şehvani olarak belirtilen erotic, 1755’te basılan bir ansiklopedide (Encyclopedié) “chanson-şarkı” olarak açıklanmaktadır. Chanson, aşk ve kahramanlığın anlatıldığı bir şiir türü diye tanımlanmakta; “melankoli” sözcüğü ile de ilişkilendirilmektedir.

Erotik, karşı cinsi sevmeyle ilgili her şey için kullanılır. Erotic, bir diğer tanımlamayla; sevilen “nesne”nin seven üzerinde sahip olduğu güç demektir. (Hunt 1996:117)

Sınırların bittiği yerde erotizm başlar. Erotizm, akıl ile duygu, birey ile evren arasındaki engeli deler geçer. Tutkular tıpkı dinsel bir deneyim gibi nefsimizin dışarı taşmasını sağlayan bir güce sahiptir.

Tarih boyunca sanatçılar, birey ile evrenin, kadın ile erkeğin, ruh ile varlığın, ışık ile karanlığın, hayat ile ölümün kısaca hayatın temelini oluşturan zıtlıkların bir anlatım biçimi olarak erotik imajları kullanmışlardır.

Bazı kültürler, doğum, büyüme, yaşlılık gibi doğal törenleri tutkuyla kutlarlar. Diğerleri ise bilinçaltı fantazi ve rüyaların sır dolu engelleri içine erotik sembollerle girerler. Erotizm, kadın ve erkekler arasında yaşanan sıkıntılı seksüel ilişkinin altını çizmede ve yanlış tevazu ile alay etmede kullanılmıştır. Bir yandan insan korkularının, sırlarının açığa çıkmasını sağlarken; diğer yandan sosyal ilişkilerin açık bir aynası olarak görülmüştür. Erotizm bazen çocuksu suçluluktan kurtulmaya yaramış, bazen toplumun sabit fikirlerini sınırlamaya yaramıştır.


 

Ladislav Kaspar, Çek Cumh., X2, 1973    Evgenij Bortnikov, Rusya, X2, 1996


Bazı sanatçılar, insan davranışlarını göstermek için erotizmi kullanmıştır.

Kültürün aksine gerçek erotizm üç önemli özelliği açığa çıkarır:

a) Seksin basit bir sunumu olarak değil, bir konu olarak sanatta yer alır. Tutkuların davranış olarak en iyi yansımasıdır.

b) Erotizm, artistik ifadeleri doğrulayabilir. Hayalgücünü ve becerilerin ortaya konduğu güzel bir anlatım alanıdır. ‹zlenim sonrası etkisi uzun süre devam eden zengin bir duygu yoğunluğuna sahiptir.

c) Ve sonuçta erotizm, fikirler içerir.

Erotik sanat, sanatçının evreni, aşkı ve tutkuyu nasıl gördüğünü, insan davranışlarına karşı tepkisini anlatır.  Erotik resimler, uzun zaman bir şaka ve espiri konusu olarak tarihimizde kayıp bir dönemi temsil ederler. Bugün hala pek çok kişi seksin çok özel bir konu olarak kitaplarda yer aldığına inanır. Bir yandan ise erotizm insanlık ve kutsallık arasındaki değerli bir bağdır. Her erotik resim bir meydan okumadır. Gözetlemek için anahtar deliği yeterli değildir, kapıları açmak, deneyimleri paylaşmak gerekmektedir.


Binlerce yıl önce insanlar için en önemli konular, seksle gebelik arasındaki bağ, doğumun sırrı, hayatta kalmak için avlanma zorunluluğuydu. Ve bunları resimlerle anlatıyordu. Bugün pek çok sanat kolunda olduğu gibi ekslibris sanatı da konu ve çoğaltma tekniklerindeki çeşitliliği ile sayısız sanatçının kendini özgürce ifade edebilmesine fırsat vermektedir. Bilindiği gibi ekslibris, kitapların iç kapağına yapıştırılan, kitap sahibinin bir tür mülkiyet işaretidir. Ödünç alınan kitabın geri verilmesinde bir uyarıcıdır. Ekslibrisi yaratan sanatçı kadar onu kitaplarına yapıştıracak kişi de konunun zenginliğini, yaratacağı heyecanı önemsemektedir. Bu illüstratif öğe geçmişten günümüze kitap koleksiyoncusunun bireysel yansımasının temelini oluşturmuştur. Kitap ve kütüphanelerdeki ekslibrislerde çağdaş ekslibris konuları artarak yer almaktadır.


Arkady Pugachevsky, Ukrayna, X6, 2002    Gerd Mackensen, Almanya, C3/col. 1990

Ekslibrisler örneğin müzikal ya da şiirsel konular müzik ya da şiir kitapları için sipariş edilmektedir. Yaygın olarak dünyada bu türler için “ekslibris” yerine “exmusicis” ya da “expoeticis” kullanılmaktadır. Aslında bu, hiç de gerekli olmayan bir eğilimdir.

Erotik kitaplar için özel konulu ekslibrisler sipariş edildiği de bilinmektedir. Çoğunlukla böyle bir belirtgece gerek duyulmamakla birlikte bazı kitap sahiplerinin ismi önüne “ex eroticis” konulmaktadır.

Erotik ekslibris kolayca tanınır; illüstrasyon, çoğunlukla insanların duygularını ima eden, kadın ve erkekleri uyarıcı, oldukça farklı erotic heyecanları ve seksüel zevkleri anlatan erotik bir öğe üzerine oluşturulur. Koleksiyoncularca en çok talep edilen ekslibris konusu olması belki de bu yüzdendir.

Erotik kitap koleksiyoncuları güzel erotik illüstrasyonlara meraklıdırlar. Erotik bir kitaba ya da bu tür bir koleksiyona konulan erotik bir ekslibris ona biraz daha kişisellik katar. Duruma göre kitapda farklı şekilde yer alırlar. Geleneksel olarak ekslibris, kitap kapağının içinde bulunur. Çağdaş erotik ekslibrislerin bireysel kitap illüstrasyonlarının daha sık görüldüğü başlık sayfasından sonra yer alması daha işlevsel ve etkili bulunmaktadır. Ekslibris konusu ve kitap konusu arasında birliktelik sağlayan bu yeni yerleştirme biçimi oldukça yaygındır.

Kitap sahibini belirlenmesi için geleneksel olarak kullanılan erotic ekslibris formunun gizlenmesi geçmişte pek yaygın değildi. 21. yüzyıl başlangıcında erotizm okumanın, erotik gravürlerden hoşlanmanın sosyal sığınma alanı olarak bir tabuya dönüşmesi çok sürmedi. Erotik ekslibrisler, başlangıçtaki olağanüstü kullanımına bağlı olarak kitap sahibinin ismine daha çok bağlı kalır.

Kadın erotik ekslibris kolleksiyoncusu fazla görülmez. Belki de eski tabuların etkisi altında oldukları içindir. Eski saplantıların yerine geçecek bir tür kadınsı beklenti vardır. Yavaş yavaş kaybolmakta olan bu eski tepkiye bir karşı tepki olarak bazı kadın sanatçılar çok güzel erotik ekslibris tasarlamaktadırlar.


Elzbieta Radzikowska, Polonya, C3, 2011    Hasip Pektaş, Türkiye, C3+C5+P1, 1999

 

Fransız romancı Colette her kadının gizli isteğinin yetişkin bir erkek için teşhir olmak olduğunu yazmıştır. Erkeklerin önemli bir kısmı ya da bir kısım yetişkin bu teşhiri gözlerini açarak izlemekten çekinmezler. Erotik ekslibrislere olan bu güzel ilgi, kitap severlerin erotizim alanındaki bu sırra ilgisiz kalmadıklarının bir kanıtıdır.

Erotizm kadın formuyla başlar. Uzanmış bekleyen güzel bir kadın vücudu bir ilk dokunuş ve yaklaşma isteği için yeterlidir. Erotizme olan ilginin yansımalarını ekslibrisler üzerinde de görmek her zaman için mümkündür. ‹lgilenenler arttıkça erotik ekslibrisin yaratıcıları da yeni çalışmaları ile hep var olacaklardır.

 

Kaynakça:

Briele, Luc Van Den. Modern Erotic Bookplates, Primrose Hill Press, London, 1999.

Hopf, Angela & Andreas. Die Kunts des Exlibris, Mahnert-Lueg, München, 1980.

Hunt, Lynn (Çev: Ayşe Lahur Kırtunç). Erotizm ve Politika, Kabalcı Yayınevi, ‹stanbul 1996.

Johnson, Fridolf. A Treasury of Bookplates from the Renaissance to the Present. Dover Publications, Inc., New York, 1977.

Junod, Benoit. The World of Ex-libris, A Historical Retrospective. Belgrade Ex-libris Circle, Belgrad, 1995.

Palazzi, Roberto. Ex libris erotici. Antologia grafica de von Bayros, Martini, fino ai giorni nosto. Savelli Editori, Milano, 1982.

Uchida, Ichigoro ve Nakai, Noboru. Western Erotic Exlibris, Japonya,1998.

Wolf, Sylvia. Exlibris, 1000 Examples From Five Centuries. Novum Press, München, 1985.

* Bu yazı “Modern Erotic Bookplates” ve başka kaynaklardan yararlanarak Hasip Pektaş tarafından derlenmiştir.

 

 

Ekslibris Baskı Teknikleri ve Ekslibris Yarışmalarına Hazırlık Süreci *

Prof. Dr. Hasip Pektaş

 

Ekslibris, kitapseverlerin kitaplarının iç kapağına yapıştırdıkları üzerinde adlarının ve değişik konularda resimlerin yer aldığı küçük boyutlu tasarımlar, baskıresimlerdir. Kitabın kartviziti ya da tapusu da denilebilir. Kitap sahibini tanıtır, onu yüceltir ve kitabı ödünç alan kişiyi geri getirmesi konusunda uyarır. Sözcük olarak “...’nın kitaplığından” anlamına gelir. Bir ihtiyaç grafiği olarak doğmasına karşın, estetik kaygılarla yapılan özgün yapıtlardır. Sanatı, insanın elleri arasına, kitapların içine kadar getirir, onun büyüleyici sıcaklığını hissettirir.

 

Görsel 1. Kitap kapağının içine yapıştırılmış bir Ekslibris

 

Ekslibris’in işlevi, kitap sahibini betimlemesi ve kitabı ödünç alan kişiyi geri getirmesi konusunda uyarmasıdır. İkinci işlevi ise sanatçılar ve koleksiyoncular arasında önemli bir değiş tokuş objesi olarak kullanılmasıdır. Ve elbette bir sanat eseri olarak bulunduğu mekanlarda ruhumuzu zenginleştirmesi de diğer işlevidir. Bu işlevlerini yerine getirebilmesi için ekslibrisler çoğaltılması ve numaralandırılması gerekmektedir. 

Bu çalışmanın amacı, ekslibrise ilgi duyanları, ekslibris tasarlamak isteyenleri teknik yönden bilgilendirmek ve yapılan yarışmalarda görülen bazı hatalara dikkat çekmektir. Hataları aza indirmek, çalışmaya odaklanmaya, onu önemsemeye ve kuralları dikkate almaya bağlıdır.

Ekslibris için bir malzeme sınırlaması yoktur. Resim sanatının, baskıresimin, grafik tasarımın tüm olanakları ekslibriste de kullanılabilir. Ekslibris, tamamen estetik kaygılarla yapılan, baskıresim teknikleriyle olduğu kadar yeni teknolojiler kullanılarak da çoğaltılan ve geniş bir kitleye sanatın yayılmasını sağlayan bir disiplindir. Yaratım sürecine bakıldığında resim sanatı içinde görünür; işlevsel yanına bakıldığında ise bir grafik tasarım ürünü olarak kabul edilebilir.

  

Görsel 2. Alexei Bobrusov, Rusya, Metal Gravür (C3) bir ekslibris

 

Ekslibris sanatçıları ve tasarımcıları, 1958 yılında Barselona Uluslararası Ekslibris Kongresi'nde kabul edilen ekslibris baskı tekniklerini ve bunları ifade eden simgeleri bilirler. Ekslibiris tasarımcıları, çalışmalarını çoğaltmak için daha çok metal gravür (C3), kuru kazıma (C4), akuatinta (C5), mezotint (C7), plastik gravür (C8), ağaç gravür (X2), linolyum baskı (X3), litografi (L) gibi geleneksel baskı teknikleri yanında serigrafi (S1), offset (P7), fotograf (P8), tipografi (T), bilgisayar destekli tasarım (CGD) gibi modern teknikleri de kullanmaktadırlar.

Bilgisayar, geleneksel baskı tekniklerinden çok da farklı değildir. Esas olan dengeli bir kompozisyon yaratmak, resim yazı ilişkisini iyi kurmaktır. Elle yapılan bir taslak ya da bir görüntü taranarak resim işleme programları ile gereken değişiklikler (küçültme, büyültme, renk ekleme, istenmeyen bölümleri çıkarma, vb.) yapılabilmektedir. İstenilen bir yazı karakteri eklenebildiği gibi özgün, kaligrafik bir el yazısı da yerleştirilebilir. Tasarımcının teknik yönden usta olması yeterli değildir, esas olan estetik beğenisinin gelişmesi, renk ve biçim uyumunu sağlayacak yetkinliğe kavuşmasıdır.

 


Görsel 3. Hasip Pektaş, Türkiye, Bilgisayar Destekli Tasarım (CGD) bir ekslibris

 

Görsel 4. Serpil Kaptan, Türkiye, Linolyum Baskı (X3) bir ekslibris

 

Bilgisayar günümüzde yaygın olarak kullanılan bir araçtır. Bazı kişilerin küçümsemesi, benimsememesi onun varlığını ya da onunla yapılanları ortadan kaldırmaz. Pek çok sanatçı bilgisayar kullanarak sanatını sürdürmekte; hatta boya, tiner kokusundan kurtulduğunu bile ifade etmektedir. Bir yönüyle spontan oluşumlara fırsat vermiyorsa da, kalemin basıncını tam göstermiyorsa da gelişen teknolojilerle, yeni programlarla sınırsız olanağı sanatçının, tasarımcının önüne sermektedir. Örneğin wacom tabletler üzerinde kursun kalem hassasiyetinde çizimler yapılabilmekte, mevcut programlar sayesinde milyonlarca renk alternatifi, fırça çeşitliliği yaratılabilmektedir. İyi ve yerinde kullanan için bilgisayar faresi bir kalemdir, bir fırçadır. Böyle olunca da tümüyle estetik kaygılarla yapılan, içinde emek ve sabır olan, geleceğe kalacak nitelikteki bir CGD (Computer Generated Design) ekslibrisi, geleneksel baskı teknikleri ile çoğaltılmış ekslibristen aşağı düşünemeyiz. Ekslibris koleksiyoncularının çoğunluğu geleneksel ekslibris toplamaya yönelirken CGD ekslibrislere de ilgi artmaktadır; siparişler alınmaktadır.


Görsel 5. Josev Weiser, Çek Cumh., Plastik Gravür (C8) ekslibris kalıbı ve baskısı

 

Ekslibris tasarımcısı iki yöntemle ekslibris yapar. Ya sipariş alarak ya da kendince uygun gördüğü kişi ya da kuruluşa hediye olarak ekslibris yapar. Tamamen sanatsal kaygılarla; bir sanat eseri yaratır gibi, konusuna, kompozisyonuna, biçimine, dengesine, tekniğine özen göstererek çalışır. Yaptığı kişinin ilgilerini dikkate alır. Eğer sipariş almıssa yaptığı taslakları gösterir. Beğenilen çalışmayı, istenilen sayıda ve istenilen teknikle çoğaltır. Çoğaltma sayısı sipariş verilen sayıdan fazla olmalıdır ki sanatçı o çalışmasını yarışmalara, değiş-tokuş için diğer koleksiyoncu ve sanatçılara gönderebilsin ya da sergileyebilsin.

Ekslibrislerin altına sırayla tekniğinin kodu (C3+C5/col.), baskı sayısı (2/50; soldaki sayı kaçıncı baskı olduğunu, sağdaki ise kaç adet basıldığını gösterir.), sanatçının adı veya imzası ve yapım yılı yazılmalıdır. Baskı sayısının bilinmesi ekslibrisi değerli kılar. Fotokopiler, çizim ve taslaklar ekslibris olarak kabul edilmezler.

Görsel 6. İlknur Dedeoğlu, Türkiye, Metal Gravür ve Akuatinta (C3+C5) bir ekslibris. Baskı sayısı 75.

 

Bu küçük resimlere ekslibris sözcüğü ile adına ekslibris yapılan kişi ya da kuruluşun adının eklenmesi başlı başına bir tasarım sorunudur. Eğer kullanılan yazı doğru yerde ve uygun büyüklükte değilse rahatsız eder, ekslibrisi olumsuz etkiler. O nedenle çok denemek, uygun alanı bulduktan sonra yerleştirmek gerekir. Yazı ne okunamayacak kadar küçük ne de resmin önüne geçecek kadar büyük olmalıdır. Resmin bir parçası, bir çizgi ya da leke olarak kalmalı ama işlevini de yerine getirmelidir.

Organize edilen uluslararası yarışmalarda ve jüri değerlendirmelerinde yarışmacıların özensizliğinden kaynaklanan bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Ekslibrise gönül verenlere, ekslibrisi ilk defa yapanlara, ekslibris yarışmalarına katılacaklara bazı hatırlatmalar yapmakta yarar vardır. Titiz hazırlanmış yarışma şartnamelerinde herşey detaylı açıklanmaktadır. 2003 yılında yapılan 1. Uluslararası Ekslibris Yarışması'nın jüri başkanı ekslibris koleksiyoncusu Luc Van den Briele, “1. Uluslararası Ekslibris Yarışması-Ankara 2003 Koşulları: Diğer Yarışmalar İçin Bir Model” başlıklı katalog yazısında; “Bu koşullar büyük özenle hazırlanmış ve Dünya Ekslibris Dernekleri Federasyonu FISAE’nin standard yarışma koşullarının oluşturulmasına bir ilk adım görevini üstlenmiştir.” ifadeleri, şartname hazırlamanın önemini anlatmaktadır.

Koşulların iyi hazırlanması yarışmanın bütünlüğü için yeterli değildir. Esas olan katılımcıların bu koşulları dikkatli okuyup, uygulamasıdır. Daha iyi olmak ve özellikle de doğru temsil etmek konusunda çaba gösterilmelidir.

1. Yarışmanın bir konusu varsa, ciddi bir araştırma sonrasında, amaca uygun tasarım yapılmalıdır. Konulu bir yarışmaya ilişkisiz bir ekslibris göndermek, yarışmayı önemsememek ve iddiasızım demektir.

2. Ekslibris sahibini betimlemek amacıyla yapılır; içinde mutlaka "yaşayan bir kişi" ya da "kuruluş" adı ile "Ekslibris", ("Ex-libris", "Exlibris”) sözcüğü yer almalıdır. Ekslibris yerine “…. nın kitaplığından “ sözcüğü de kullanılabilir. İşlevini yerine getiremeyeceği için ölmüş birinin adına ekslibris yapılamaz.

3. Ekslibrisler kitaplara yapıştırılacağı düşünülerek küçük boyutlu tasarlanmalıdır. Ekslibris görselinin uzun kenarı 12-13 cm’yi geçmemelidir. 1 cm bile ekslibris olabilir ama A4 boyutunda olursa ekslibris işlevini yerine getiremez.

4. Ekslibrisin baskı kağıdı boyutunun A5 (210x148 mm)’den büyük olmamasında yarar vardır. Ekslibrisler, müzelerde ve koleksiyonlarda A5 boyutunda kutularda saklanmaktadır. Çok küçük kağıtlara basılanların yeniden A5 kağıtlara yapıştırılması gerekeceği dikkate alınmalıdır. Ayrıca etrafında boşluk (paspartu) olan çalışmalar hem yarışma jüri değerlendirmesinde hem de sergilerde daha iyi algılanacaktır.

 


Görsel 7. Viladimir Suchanek, Çek. Cumh., Litografi (L) bir ekslibris

 

5. Ekslibrisler mutlaka kaliteli kağıtlara basılmalıdır. A4 toprak kağıda ya da dekoratif dokulu, parıltılı kağıtlara basmak ekslibrisin etkisini zayıflatır. Baskının kenarlarını yakmak ise çalışmayı kiçleştirir.

6. Yarışma düzenlemenin, katalog hazırlamanın zorluğu dikkate alınmalı; ekslibrislerin arkasına mutlaka gerekli bilgiler yazılmalıdır. Arkasına okunaklı olarak sanatçının adı, doğum yılı, tekniğinin kodu, yapım yılı, ekslibrisin boyutu (kağıdın boyutu değil) ve kimin adına yapıldığı (sahibi) yazılmalıdır. Bazı yarışmalarda konunun da yazılması istenir.

7. Ekslibris üstünde sahibinin isminin sadece baş harfleri kullanılmışsa, arkada açık adı da belirtilmelidir. Latin alfabesi dışında bir alfabe kullanılmışsa, baskının arka yüzünde sahibinin adı Latin alfabesi ile yazılmalıdır.

8. Katılımcılar, yarışmanın son katılım tarihi beklemeden, biraz planlı hareket ederek 10- 15 gün önceden ekslibrislerini gönderilmelidirler. Postada olabilecek gecikmeler dikkate alınmalıdır. Jüri toplantısından sonra gelen ekslibrisler dikkate alınmaz. Ödül alacak düzeyde de olsa çalışma zamanında ulaşmamışsa katılımın bir anlamı olmamaktadır.

9. İnternet ortamında rahatlıkla bulunabilen word ya da pdf yarışma katılım formlarının bilgisayarda doldurulmasında yarar vardır. Özellikle e-posta adreslerinin hatasız yazılması önemlidir. Bu formlar katılımcı hakkında iletişim, adres gibi gerekli bilgi ve kısa özgeçmiş içindir. Katılımcıların sayfalar dolusu özgeçmiş göndermesi, hatta katalog göndermesi sadece egosunu tadmin eder. İstendiğinde jüriye göstermek veya kataloğa koymak için bir paragraflık özgeçmiş yeterlidir.

10. Zarf içindee zarflara konulmuş, poşenlenmiş, bolca da bantlanmış bir zarfın açılmasının zaman alacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Dosyalanacağı dikkate alınarak A4 boyutundaki katılım formu katlanıp içine ekslibrisler konulabilir, varsa A5 boyutunda bir mukavva desteğiyle birlikte ya da baloncuklu zarfla gönderilmelidir.

Unutulmamalıdır ki yaptıklarımız geleceğe kalacaktır ve bizi temsil edecektir. Tasarımcının başarılı ya da başarısız olması kişisel çabasına bağlıdır.



Görsel 8. Christine Deboosere, Belçika, Fotograf (P8) bir ekslibris

 

Ekslibris için estetik yetkinlik çok önemlidir. Onun geleceğe kalması, konusuna, anlatım biçimine ve özgünlüğüne bağlıdır. Yukarda yer alan ekslibris örnekleri, teknik ve estetik yönden örneklik edebilecek türde oldukları için seçilmiştir. Yarışmalarda da seçilebilmek için belli ilkelere, kurallara dikkat etmek gerekmektedir.

Henüz yeni yaygınlaşmaya başlayan bu sanatın ülkemizdeki meraklıları gibi koleksiyoncuları da çok fazla değildir. Fakat kitap tutkunları ile kütüphanesinden ödünç alınıp geri getirilmeyen kitaplara önlem olarak ekslibris yaptıranlar her geçen gün artmaktadır. Kitap sahipleri, koleksiyoncular ve sanatçılar, ekslibrise gönül verdiği sürece bu gelenek diğer ülkelerde olduğu gibi bizde de yerleşecek ve yaygınlaşacaktır.

  

Kaynakça

BRIELE, L. V. den. (2003). “1. Uluslararası Exlibris Yarışması-Ankara 2003 Koşulları Diğer Yarışmalar İçin Bir Model.” 1. Uluslararası Exlibris Yarışması Kataloğu. Ankara: AED. 7

DENLİ, S. (2004). “Exlibris tasarımında tipografi ve kaligrafi kullanımı "tipografik ve kaligrafik exlibris uygulamaları". (Yayınlanmamış Sanatta Yeterlik Tezi-144293). Ankara: Hacettepe Üniversitesi.

ERİNÇ, S. M., (1996). “Bir Sanat Dalı Olarak Ekslibris”. Anadolu Sanat Dergisi. Sayı: 5, s. 69-73 

HOPF, A.- HOPF, A. (1980). “Die Kunst des Exlibris”. München: Mahnert-Lueg Verlag.

İSTANBUL EKSLİBRİS DERNEĞİ. “Ekslibris Baskı Teknikleri ve Simgeleri”. Erişim tarihi: 25.09.2018. http://www.aed.org.tr/tr/ekslibris-baski-teknikleri-ve-simgeleri/

KAYNAR, A. (1998). “Kaynak ve dayanaklarıyla Exlibris ve Bir Örnek Sanatçı: Hasip Pektaş”. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi-191034 ). Antakya: Mustafa Kemal Üniversitesi.

KEENAN, J. P. (2003). “The Art of the Bookplate”. New York: Barnes &Noble Books.

OKUR, G. (1998). “Exlibris ve İletişim”. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi-73582). Ankara: Hacettepe Üniversitesi.

PEKTAŞ, H. (2014). “Ex-libris in Turkey”. Erişim tarihi: 25.09.2018. http://exlibrist.net/index.php/exlibrist/article/view/7

PEKTAŞ, H. (2017), “Ekslibris”. İstanbul Ekslibris Derneği Yayınları. 4. baskı, İstanbul.


6. Uluslararası Matbaa Teknolojileri Sempozyumu, İstanbul Ünv. - Cerrahpaşa Teknik Bilimler MYO, 01-03.11.2018

Exlibris Ustası Hasip Pektaş*

Prof. Dr. Sıtkı M. Erinç **


Yaklaşık son on yıldır Türk sanat yaşamında farklı bir etkinliğin önderliğini yapıyor Hasip Pektaş. Sanatsal ve kültürel ortamda fazla bir yeri bulunmayan, pek azımızın sözcük olarak belleğimizin köşesinde kaldığını fark ettiğimiz Exlibris, Pektaş sayesinde gün yüzüne çıkmış, çıkabilmiş gibidir.

Sadece ülkemizde yeni bir sanat dalına can vermekle kalmayan, aynı zamanda uluslararası etkinliklerde hem ulusumuzun adını, hem de kendi adını, son derece başarılı bir şekilde duyuran Pektaş, inanıyorum ki, nice zamandır, Exlibris koleksiyoncuları için de aranan bir imza olmuştur.

Exlibris, üretildiği ilk dönemdeki işlevini tamamen yitirmiş olmasına karşın, varlığının ret edilemez gücü ve hatta bu varlığın gösterişsiz görkemi ona, yeni iş görüler yüklemiş ve yine ayakta kalmasını olanaklı kılmıştır.

Exlibrisleri ayakta tutan, onlardaki fantastik gerçekliktir ki bu niteliği, sanatçısına da farklı bir sorumluluk yüklemektedir ister istemez. Örnegin, Pektaş’ın 1997’lerde yaptıgı “Exlibris Hüseyin Hüsnü Tekışık”, bakılır, hatta temaşa edilir bir resim degildir, bundan fazladır, okunur, içinde turlanır bir yapıttır. Okuyabilmek için de, hem Tekışık’ı bilmek, tanımak, hem de resim dilini öğrenmiş olmak gerekir. Ancak bundan sonra hem düşümüz, düş gücümüz devreye girer, hem de sanatçının teknik gücü, kültürel boyutu...

Bu resimler artık satılık degildir (keşke olsa). Bu resimler, resim olarak anılmaz (iyi ki). Bunlar, boyutlarının üzerine taşan, benzer resimlerden pek çok nedenle ayrıcalık gösteren birer yapıttır ve bu farklılıkları ‘Exlibris’ adı tanımlar ve sergiler.

Hasip Pektaş’ın Prens Takahito Mikasa için 1998 yılında yapmış olduğu Exlibris, gerçeküstü bir espri içinde, kök salmış ulu çınarların evrensellik adına neyi imlediğini, adeta tek bir lekeyle ortaya çıkarabilmektedir. Bunu sayın Prens hak eder mi bilemem ama, Hasip Pektaş böylesine bir anlam yükünü, böylesine yalın bir şiirsellikle ortaya koyduğu için pek çok övgüyü hak eder.

Sanatçı, sadece Exlibris üretmekle yetinmediğini, onun tarihi ve kuramsal yönüne de gönül verdigini yaptıgı pek çok çalışmayla ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu konuda bir kitabı, sayılamayacak kadar çok konferansı ve makalesi oldugunu da özellikle belirtmek gerekir kanısındayım.

Ankara Exlibris Derneği kurucu üyesi olan Pektaş, 1996 yılında yapılan üçüncü İtalya-Türkiye Exlibris Bienali’nde de birincilik ödülünü ülkemize getirmiştir. Bu ödül, böylesine yeni bir alanda ilk ödül olduğu için ne kadar kıvanç duysak yeridir diye düşünüyorum.

Resim sanatında büyük boyutların pek rağbette olduğu günümüzde, küçük alanları böylesine derinlemesine kullanabilmek, sadece sanatçının degil, aynı zamanda alıcısının da düş gücünü daha zenginleştirmekte, anlatım dilini daha yogunlaştırmaktadır. Bu bakımdan da Pektaş’ın egittiği gençlerin, genç sanatçı adaylarının hocalarına gönül borcu olduguna inanıyorum.

Daha başarılı bir gelecekten emin olarak sayın Hasip Pektaş’ı bir kez daha içtenlikle kutlamak isterim.

* Hasip Pektaş İstanbul Emlakbank Sanat Galerisi'ndeki Exlibris Sergisi Katalog yazısı (1999)
** Prof. Dr. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Ögretim Üyesi

Bir Sanat Dalı Olarak Exlibris *

Prof. Dr. Sıtkı M. Erinç **


1960’lı yılların başlarında Brighton (İngiltere) Belediye Binası’nda eski kitaplar sergisi açılmıştı. İzlerini hâlâ belleğimde koruduğum bu sergi, benim gördüğüm ilk kitap sergisiydi, son da oldu. Gerek baskı, gerek kullanılan malzeme, gerekse kapak düzenleme ve ciltleriyle böylesine etkileyici bir koleksiyona bir daha, ne yazık ki rastlayamadım.

Bu sergiden bir diğer kazancım da “Exlibris” sözcüğü olmuştur. Vitrinlerdeki pek çok kitabın iç kapağına raptedilmiş, genellikle kartpostal büyüklüğünde olan, kiminde Latince, kiminde İngilizce ya da başka dilden yazılı sözcükleri içeren bu ‘minyatür resimcikler’, kendi başlarına varlıklarıyla dikkatimi çekmişti.

Aradan otuz yılı aşkın bir zaman geçti. 6 - 16 Şubat 1996 tarihleri arasında, Anadolu Üniversitesi Kütüphanesi Sergi Salonu’nda bir Exlibris Sergisi açılacağı duyurusunu göresiye dek, bu sözcüğü bildiğimi de unutmuş olduğumu fark ettim.

Üstelik sergi, bir tanıdığımın, yıllarca aynı eğitim kurumunda birlikte çalıştığım bir arkadaşımın sergisiydi. Hasip Pektaş’ın ...
Pektaş bir özgün baskı sanatçısı. Gerek bu alanda, gerek fotograf sanatı kapsamında onun yaptığı çalışmaları zaman zaman, heyecanla izlemişimdir. Fakat bu son sergisi, kanımca, pek çok nedenlerle üzerinde özellikle durulması gereken bir sergidir.

Ülkemizde pek az kişinin ilgi duydugu, hemen hemen Pektaş dışında hiç kimsenin profesyonel olarak uğraşmadığı Exlibris’i yediden yetmişe tanıtıyor bu sergi. İnanıyorum ki, bundan sonra pek çok kişi, resimle, grafikle ve özgün baskı ile uğraşan pek çok sanatçı Exlibris yapmaya özenecek ve yapacaktır da.

İkinci olarak koleksiyon kavramını getiriyor bu sergi. Koleksiyon özel bir ilgi alanıdır ve hem kişinin beğeni düzeyini gösterir, hem de ilgilerinin yogunlaşma yönünü. Estetik objelere karşı duyulan biriktirme, toplama, derleme merakı, kişiyi estetik yeğlemelerinde daha seçici kılar. En azından ilgi alanında daha seçici kılar.

Nihayet bu sergi, bir sanatçının salt satış için degil, fakat tanıtma, öğretme, kanıtlama için de ürünlerini, edinimlerini izleyicilerine sunabiliceğini gösteriyor.

En azından bu üç nedenle genç sanatçımızı, Hasip Pektaş’ı kutlamak isterim. Kaldı ki Pektaş’ın exlibrislerindeki hem artistik, hem de teknik ustalık da ayrıca övgüye deger.

On yılı aşkın bir zamandır, böylesine nesnel çıkarlardan uzak bir alana gönül vermek, her “ben sanatçıyım” diyenin yapabilecegi bir iş olmasa gerek.

Exlibris, öncelikle bir iş görü adına yapılmış. Başlangıçta sanatsal bir niteliğinin olduğu da söylenemez. Bir tür iyelik simgesi olarak işe koşulmuş öncelikle. Daha sonra, özellikle kıta Avrupasında, 15 - 16. yüzyıldan itibaren kimlik kazanmış. Latince’de “..... ın kitaplığından, .....in kitaplığından” anlamına gelen Exlibris, o günden bugüne gelesiye dek de, evrensel bir sözcük olarak tüm ülke dillerine geçmiştir.
Exlibris’in bu yalın iş görüsü dışına taşmasını belki de Albercht Dürer’e borçluyuz. Dürer’in sanatsal yetisi, bu küçük tanıtım kartlarını birer estetik obje haline getirir. Dürer’den sonra da günümüze de pek çok sanatçı bu yolla ürünler vermiş ve exlibris, bir araç olmanın dışında bir amaç haline de sokulmuştur.

Exlibrisin sırasında bir mühürmüş gibi, bir imzaymış gibi, ya da bir kanıt belgesi gibi algılanmaması onun, hem varlık koşullarını hem de işlevlerini değiştirmiştir dogal olarak.

Varlık koşullarını kısaca şöyle gösterebiliriz:
a) Kendi başına, bağımsız bir sanat yapıtı olmalıdır.
Exlibrislerin, klasik ya da çağdaş özgün baskı tekniklerinden biriyle yapılmış olması gerekir. İster ağaç, taş, metal ya da linolyum gibi baskılar, klasik baskılar kullanılsın, ister serigrafi, fotogravür ya da bilgisayar gibi çağdaş ..., mutlaka belli sayıda ve belli nitelikte üretilmiş olması bir zorunluluktur. Bundan sonraki çoğaltmalar ancak reprodüksiyon degerini taşır.
Bir exlibrisin iki iyelik durumunu bir arada taşıması kaçınılmazdır. Biri sanatçısını, digeri de adına yapılanı imler. Bu iki ad, ister aynı alanda yer alsın, ister farklı, mutlaka kaligrafik bir nitelik taşımak durumundadır ki bu da o yapıta ikinci bir sanatsal sıfat yükler, yüklemelidir. Kaldı ki exlibrislerde her türlü yazımsal ifade de kullanılabilir. Bir özdeyiş, bir espri, bir dize vb ... Bunlarla içerik, sanatsal bir bütünlük göstermek durumundadır. Salt bu varlık koşulu nedeni ile bir exlibris, tıpkı bir resim gibi, bir özgün baskı gibi, tek başına (kitapsız olarak) sergilenebilir.

b) Ontik bütünlüğü ve tamamlanmışlığı açısından sanatçısının adını taşımalıdır. Bu ad, kuru bir sözcük olarak kabul edilemez, ya da bir imza olarak... Sanatçısının hem teknik becerisini, hem artistik yetisini, hem de üslubunu simgeler. Yani bir “kişilik” göstergesi olmak durumundadır da.

c) Exlibris, kimin kitabını, kimin kitaplığını tanımlıyorsa onun kimi özelliğini de imlemek durumundadır. Beğenisinden, kişisel özelliklerine, farklı statü kimliklerine kadar bir şeyi, bir şeyleri imleyebilir. Bu nedenledir ki sanatçı ile kitap sahibi arasında şu ya da bu yolla bir ilişki kurulmuş bulunması zorunluluktur diye düşünülebilir.

d) Her bir exlibris, evrensel baskı simgelerini de taşımalıdır. Tıpkı özgün baskıda olduğu gibi, hem kaç adet basıldığını, kaçıncı basım oldugunu ve eldeki o exlibrisin, o baskının kaçıncısı oldugunu göstermeli, hem de baskı türü kodlanmış bulunmalıdır.

Exlibrisin işlevini de özetle şöyle göstermek, herhalde çok hatalı olmaz:
a) Alıcısında bir estetik kaygı uyandırmalıdır. İçinde bulunduğu kitapla bütünleşmesine karşın kendi varlığını, bir sanat yapıtı olarak alıcısına empoze edebilmelidir. Alıcıda, bağımsız bir “beğeni” durumu ya da “güzel” kavramı oluşturabilmelidir.

b) Alıcısında, Aristotales’in dediği gibi, “bir yapıt ne büyük olmalı, ne de küçük” tanımlamasındaki boyut düşüncesine, bütünlük açısından yanıt getirebilmelidir. Resim sanatında tekrar moda olmuş gibi gözüken “iri” yapıtların etkisini, kendi “küçük” nitelikleriyle verebilmelidir.

c) Yazın sanatı ile resim sanatının birlikteliğini, yine resim sanatı ile grafik sanatının iç içeliğini tanımlayarak alıcıda sanatın bütünlüğü kavramını oluşturabilmelidir.


Exlibris, kısaca değinilen varlık ve iş görü koşulları nedeni iledir ki yöresel, hatta kişisel niteliklerinin yoğunluğuna karşın evrensel bir beğeni objesi olmuş ve sanatseverlerde biriktirme, toplama, koleksiyon yapma arzusu yaratmıştır.
Yukarıda değinilen Hasip Pektaş’ın sergisi, izleyicilere hem exlibris örneklerini tanıtmakta, hem de koleksiyon arzusunu vermektedir. Dünyanın dört bir yanından toplanmış exlibrisler de serginin başka bir boyutunu oluşturmaktadır.

“Sanatçı, toplumun önündedir, topluma yön verir” gibi deyişlerin bir “söz kalabalığı” olmaktan öte geçtiğini bu sergi ile hissettirmek sanat adına, sanatçı adına farklı bir güven ve kıvanç duygusu yaratıyor.

* Anadolu Ünv. Güzel Sanatlar Fak. "Anadolu Sanat" Dergisi. Sayı: 5
** Prof. Dr. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Ögretim Üyesi

Baeyens, dünü, bugünü ve yarını anlatıyor…

Hasip Pektaş, 2004


Belçikalı sanatçı Martin R. Baeyens, gerek exlibrislerinde gerekse büyük boyutlu çalışmalarında doğa merkezli tarih, teknoloji ve yaşamın izlerine ağırlık vererek kendini anlatmaktadır. Doğaya olan duyarlılığını, derin perspektif içindeki parsel parsel tarlalarda, çerçeveden çıkacakmış gibi coşan denizlerde ya da böyle bir şeyi hatırlıyorum dedirtecek boyutta sürpriz soyutlamaları ile ilginç çiçeklerde görmek mümkündür. Onu asıl ilgilendiren konu, insanların doğaya yaptığı müdahale ve yaratacağı olumsuzluklardır. Kısaca bugünü sorgulayıp yarının ne olacağına dikkat çekmektir. Baeyens’in önceki dönem çalışmalarında manzaraların ve deniz dalgalarının gerisinde elektronik devreleri, harita parçaları ve geometrik biçimler görürüz. Ayrıca bir denge ögesi olarak da kullanılan ince renk bantları, küçük oklar ve renk tuşları dikkatimizi diri tutmada işlevini layıkıyla yerine getirmektedir. Bu ögeler, yaratttıkları zıtlıklarla, imgesel çağrışımlarla sanki bizlere bir uyarı, bir hatırlatma yapmakta ; « Nereye kadar gideceksiniz ? » demektedir.

Çağdaş yaklaşımları ile exlibris sanatında da önemli bir yeri olan Baeyens’in, 13 cm’yi geçmeyen küçük alanlarda o kıvrak kalem kullanışlarıyla, fırça tuşlarıyla doğayı ne kadar etkili yorumladığını görmek mümkündür. Sanki bir kitap gibi resmin bir yanı doğanın izlerini taşırken diğer yanı tarihi, noltaljiyi ya da insan bedeninin kıvrımlarını yansıtır.  Kendine has kaligrafisiyle kullandığı exlibris ve sahibinin adı, mutlaka en doğru yerde, en dengeli bölgededir. Çünkü o yazı grubu, son durağını  bulana kadar çok yer değiştirmiş, araştırmaya tabi tutulmuştur.

 


“Something to talk about 12” Charter III computer generated design 26,5 x 49,5   42 x 59,4, 2004

 

Baeyens, 36 yıldır Belçika (Hogeschool Gent) Royal Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü’nde sanatçı öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Kendisi, sanatçı arkadaşları ve öğrencileri için öngördüğü en önemli şey iç disiplindir. Bulunduğu yerde, çalıştığı ortamda düzensizliğe, dağınıklığa, karmaşaya yer yoktur.  Herşey yerli yerinde olacaktır. Baeyens için çalışma zamanı eğlence, eğlenme zamanı çalışma olmaz. Çalışırken çay, kahve, sigara içilmez. Yaratmaya yoğunlaştığında kimse ilgisini dağıtamaz. Bu disiplin olmasa 70’in üzerinde uluslararası ödül nasıl kazanılır, bir o kadar kişisel sergi nasıl açılır ? Texas’dan Krakow’a, Eskişehir’den Kıbrıs’a pek çok kentte konferanslar verip, atölye çalışmaları yapan Bayens’in bir Türk dostu, bir Türkiye hayranı olduğunu belirtmeden geçmek mümkün değildir. Yıllar önce eski para koleksiyonu içinde gördüğü 5 liralık banknotumuz, onu öylesine heyecanlandırmış olacak ki, üzerine serigrafi ile basılmış iki portre ve doğa esintileri ile exlibris olarak bize geri dönmüştür. 2003 yılında yapılan 1. Uluslararası Exlibris Yarışması’nda tekrar karşımıza çıkmıştır. Bizler paranın üzerine baskı yapılır mı diye tartışa duralım, Baeyens bu çağdaş yaklaşımı ve yorumu ile yarışmada T. C. Kültür Bakanlığı Özel Ödülü’nü almıştır. Belki de Avrupa ile yüz yüze gelmemizi bize hatırlatmaktadır. Bu yarışma bizim Baeyens’i, Baeyens’in de bizleri tanımasının bir başlangıç noktasıdır. Arkasından ülkemizde açtığı bazı baskıresim sergileriyle ilgi alanımıza iyice girdiği bir gerçektir.

Baeyens, bu son dönem çalışmalarında ise Türkiye’ye daha çok gönderme yapmakta, bir yandan doğaya dönük yorumlarını, uyarılarını yaparken diğer yandan bizleri tarihe, nostaljiye götürmektedir. Serigrafi tekniğine ek olarak çağdaş teknolojinin bir gereci olan bilgisayarı kullanarak eski paralarımızın görüntüleri üzerine kendi yorumlarını aktarıp bizlere büyük boyutlu baskılar olarak sunmaktadır. Hepimizin aşina olduğu ebru sanatından küçük kesitleri, onların tekdüze doku yapısını, kitaplar üzerindeki ay yıldızları, yine doğa parçalarının devinimi ile dengelemektedir. Onun çalışmalarındaki vazgeçilmez öge olan akıcı kaligrafi, yine en uygun yerde ve boyutta varlığını göstermektedir. Baeyens için yazı, hayatın referanslarıdır, kişiliğin yansımasıdır. Resimler üzerindeki « something to talk about » belki de bizleri bir defa daha düşünmeye, kendi kendimizi sorgulamaya yönlendirmek içindir. Kimbilir ?

Martin R. Baeyens web sitesi: http://users.telenet.be/martin.baeyens/

 

Something to talk about 16 Computer Generated Design 26,5 x 49,5   42 x 59,4, 2004

  

Something to talk about 22 Computer Generated Design 26,5 x 49,5   42 x 59,4, 2004

 

 

Ekslibris Sanatı ve Bir Ekslibris Koleksiyoncu; Benoit Junod

Hasip Pektaş, 2006



 Benoit Junod


Sahaflara gittiğinizde, kitapların iç kapağına yapıştırılmış küçük boyutlu özgün baskılara rastladınız mı bilmiyorum ama, o eski kitapları biraz daha çekici kılan bu küçük resimlerin yani ekslibrislerin meraklıları oldukça çoktur. Kitapseverlerin kitaplarının iç kapağına yapıştırdıkları üzerinde adlarının ve değişik konularda resimlerin yer aldığı bu küçük boyutlu özgün yapıtlar, kitabın bir tür kartviziti ya da tapusudur. Sözcük olarak  “...’nın kitaplığından”, “...’nın kütüphanesine ait” anlamına gelir. İngilizce karşılığı “Bookplate” olan ekslibris, yer aldığı kitabın değil kitap sahibinin bir göstergesidir; kitapla sahibi arasındaki bir bağdır; onu tanıtır, yüceltir ve kitabı ödünç alan kişiyi, geri getirmesi konusunda uyarır. Bir mülkiyet işareti, sahiplenme göstergesi olmanın yanında kitabın hırsızlığa karşı korunmasını sağlama işlevinin de olduğu söylenebilir. Önemli bir iletişim aracıdır. Sanatı, insanın elleri arasına; kitapların içine kadar getirmekte, dokunabilecek kadar yakınlaştırmaktadır. Ayrıca geleneğe saygının, yazılı metinlere ilgi ve sevginin sembolüdür. 

Araştırmacılar, ekslibrisin ilk ve en eski örneğinin M.Ö. 1400 yıllarında açık mavi renk bir fayans üzerine yapıldığını ve bunun da Mısır kralı III. Amenhophis'in kitaplığına ait olduğunu açıklıyorlar. Boyut: 62 x 38 x 4,5 mm. Bu tür levhaların ise papirüs rulolarını korumak için kullanılan ağaç sandıklara takıldığı tahmin ediliyor.


Mısır kralı III. Amenhophis için yapılan ekslibris, 1400

 

Avrupa'da 15. yüzyılın ortalarında Gutenberg'in matbaayı icat etmesinden önce kitaplar, manastırlarda her zaman elle yazılıyordu. Elle yazılmış sınırlı sayıdaki kitapların sahipleri bazen kitap kapağının içine kendi özelliklerine uygun armalar koymayı adet edinmişlerdir. Bu kitaplar, çalınmasından korkulduğu için kütüphanelerdeki masaların ayaklarına bile zincirlenmişlerdir. Gutenberg'in matbaanın icadından sonra kitaplıkların büyümesiyle ekslibris gereksinmesi biraz daha artmıştır.

Gerçek anlamda ilk ekslibrisin 15. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Güney Almanya'da kullanıldığı bilinmektedir. Araştırmacılara göre bunlardan ikisi, Hildebrand Brandenburg ve Wilhelm von Zell isimli kitap sahiplerinin adına yapılmıştır. Bu ekslibrisler ağaç üzerine elle boyanmış basit bir arma ve sahibinin eliyle yazılmış bir sözden oluşmaktadır. Yazıda; Almanya'da Buxheim Manastırı'na armağan edilmiş olan bu kitapların sahiplerinin ruhu için dua edilmesi yalvarılmaktadır. Üzerinde Brandenburg ailesi arması olarak da bilinen burnu halkalı bir öküzün yer aldığı kalkanı tutmakta olan meleğin resimlendiği ekslibrisin boyutu; 6,35 x 6,35 cm’dir. 1470-1480 yılları arasında yapılmış olan bu yazısız ekslibris kağıtlara basılıp ve elle renklendirilmiştir. Aynı zamana ait ilk ekslibrislerden bir diğeri ise, 1450 yıllarında "Igler" (kirpici) takma adıyla bilinen Alman papaz Johannes Knabenberg için yapılan ve çayırdaki çiçeği ısıran bir kirpinin resimlendiği ekslibristir. Ekslibrisin üst kısmında bir şerit içinde "Hanns Igler öpsün sizi" sözcükleri yer almaktadır.

 

Johannes Knabenberg için yapılan ekslibris, 1450

 

16. yüzyıldan itibaren kitapların çoğalmasıyla yaygınlaşan ekslibrisler, ünlü sanatçılar tarafından da yapılmıştır. Albrecht Dürer'in (1471-1528), 1525 yılına kadar zamanın ünlü devlet ve bilim adamı Willibald Pirckheimer ve Hektor Pömer için yirmi bir sayfa ekslibris yaptığı bilinmektedir. Albrecht Dürer, arkadaşı Willibald Pirckheimer için ağaç baskı tekniği ile yaptığı hanedan armasında bereket sembolü olan boynuz içinde üzüm ve şarap resimlemiştir. Albrecht Dürer, çömert biri olan Pirckheimer’in bu ekslibrisinde “kendisi ve arkadaşları için” anlamına gelen “SIBI ET AMICIS” yazısını da kullanmış; böylece bu kitaplardan Pirckheimer’in arkadaşlarının da yararlanabileceğini ifade etmiştir. İsmin önündeki Latince "LIBER" sözcüğü ise “Willibald’ın kitapları” anlamına gelmektedir. Liber yerine daha sonraları Ex Libris sözcüğü kullanılmaya başlanmıştır. 1503 öncesi yapılan bu ekslibrisin boyutu 20 x 14 cm’dir.

Albrecht Dürer’in Willibald Pirckheimer için yaptığı ekslibris, 1503

 

19. yüzyılda endüstri devrimiyle kitabın varlığı güçlenmiş, hızlı baskı teknolojisinin bulunmasıyla bilimsel, ekonomik gelişmenin, entellektüel değişmenin temelleri atılmıştır. Sadece özel kitaplıklar gelişmemiş, büyük kütüphaneler de kurulmuştur. Artık görülmemiş sayıda kitap üretilmeye başlanmıştır. Kitap basımının artmasıyla birlikte her kitaba ve kitap sahibine özgü tasarımlar yerine daha dar anlamda, basit mühürler, damgalar, ekslibris olarak kullanılmaya başlanmıştır. Fakat herşeye karşın, sosyal çevreye göre değişim gösteren farklı eğilimler, özgün çalışmalar hep görülmüştür.

Osmanlılar döneminden kalma el yazması ve basılmış kitaplarda görülen mühürler, birer mülkiyet işareti olarak kabul edilebilir. Mühürler, ekslibris türüne girmese de özgün kaligrafik yapılarıyla ait oldukları kişilerin arması veya Logotayp’ı olarak bir işlevi yerine getirmişlerdir.

Türkiye’nin ekslibrisi tanıması, ya yurtdışına çıkan kişiler ya da batıdan alınmış kitaplar aracılığıyla olmuştur. Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan ekslibrislerin yer aldığı kitaplar, ikinci el satışlarla ülkemize gelmiş, kitap sahipleri öldüğünde ise yakınları, bu kitapları kütüphanelere bağışlamışlar ya da sahaflara satmışlardır. 

1980’li yıllardan bu yana, özellikle güzel sanatlar eğitimi veren kurumlardaki özgün baskıresim ve grafik tasarım derslerine giren öğretim elemanlarının özendirmeleriyle, ekslibris yapan kişiler yetişmeye başlamıştır. Artık yurt dışındaki ekslibris sergilerinde, yarışmalarında sanatçılarımız ödüller almakta, bu alanda yapılan çalışmalarda sesimizi duyurmaktadırlar.

Zaman zaman böyle bir sanatın varlığını yeni duymuş kişilerin büyük bir coşku ile ekslibrise ilgi gösterdiklerine de tanık oluyoruz. Elbette bu kişiler önce işlevsel yanı ile ilgilenecekler, daha sonra tıpkı diğer koleksiyonerler gibi benimseyip ilgileri doğrultusunda biriktirmeye de başlayacaklardır.

Gençliğinden buyana kitaplara meraklı olan Benoit Junod için başlangıçta bir bilgi aktarıcısı olan kitaplar, sonraları nadide bir antika, güzel bir baskı ve az bulunan kıymetli bir eser olarak yaşamında yer alır. 1960’larda Londra’da ve üniversiteyi okuduğu Genova’da çok nadir bulunan bu türdeki kitapları uygun fiyattan satın alır. Birkaç yüz cilti bulan bu kitapların çoğunun iç kapağında ilk sahibinin ekslibrisi yapıştırılıdır. Bu ilginç eserler ona heyecan verir. Kitapların önceki sahibinden kendisine geçmiş olması da onun için anlamlıdır. 

1971’de Viyena’da Almanca öğrenimi yaparken kitaplarının ona ait olduğuna dikkat çekmek için bir çizim denemesi yapıp, kaşesini yaptırır ve ekslibris olarak kullanır. Fakat daha sonra yaptığını yetersiz bulup bu fikirden vazgeçer. Takip eden yıllarda Bern’de Dış İşleri Bakanlığı’nın hukukla ilgili bölümünde çalışmaya başlayan Benoit, yaptığı işi pek sevmez. Sıkılır ve koca başkentte kendini yalnız hisseder. Ailesinin soy kütüğünü merak edip bir araştırma yapmaya karar verir. Annesinin geçmişi hakkında yeterli bilgiye sahip olmakla birlikte babasının ailesini tam bilmiyordur. İsviçre’de aynı isimde iki Junod ailesi olduğunu öğrenir. 13. yüzyılda birbirinden 30 km. uzaklıkta bulunan Vaud (Sainte-Croix) ve Neuchatel (Auvernier)’de yaşamış bu ailelerin bağları bilinmeyen bir nedenle kopmuştur. Benoit, kendisinin Neuchatel’den olduğunu biliyordur ve ailesinin öyküsünü öğrenmek amacıyla Lausanne’deki Junod adıyla anılan Vaudois kuyumcusunu ziyaret etmeye karar verir. Kuyumcu, üzerinde Vaudois Junod arması bulunan, babasının bir ekslibrisini gösterir. Benoit’ın daha önce hiç görmediği bu ekslibris karşısında büyülendiğini görünce babasının yaklaşık 50 çeşit gravüründen birer kopya verir. Bern’e geri dönen Benoit, doğruca Hegnauer diye anılan eski kitapçıya gider ve ekslibris sorar. Kitapçı, gülümseyerek oldukça nadir bulunan bir kutu dolusu ekslibris getirir. Tanesi yaklaşık bir dolardan bir düzine ekslibris alan Benoit, Bern’de kaldığı altı yıl boyunca Genova’da Muriset, Basel’de Haus de Bücher ve Zürih’de Rohr gibi kitap ve gravür satıcılarını keşfeder ve koleksiyonunu giderek artırır. Hatta Genova’daki bayan Muriset’ten Paul Stroehlin’e (1864-1908) ait önemli bir koleksiyonun en değerli bölümünü satın alır, fakat bugün çok değerli olabileceğini düşündüğü diğer yarısıyla ilgilenmediğine hala pişmanlık duymaktadır. Bu tür koleksiyonları otuz yıl önce kolayca bulma olanağı varken, bugün elde etmek oldukça zordur. Yenilerini her zaman ve olmadık yerde bulmak olasıdır.


 

Diskorides’in Benoit Junod için yaptığı ekslibris (kalıbı saksı tabanı)

 

Bern’den sonra Buenos Aires’e gönderilen Benoit’yı, burada çok fazla meraklısı olmamasına karşın bu kentin Avrupa kültür mozayiği, ekslibrisin içine iyice çeker. 1950’lerde oraya göç eden Alman müzikolog Peter Franze ile tanışır. Ekslibrisle ilgilendiğinden söz edince bir albüme sahip olduğunu ve kendisine gösterebileceğini söyler. Arjantin’de 3,5 yıl kalan Benoit, her karşılaştıklarında ekslibrisi unutup başka şeyler konuşmalarına karşın 1982’de Londra’ya döneceğinde Peter kendisine bir albüm verir ve onu hatıra olarak saklamasını ister. O anda iyi bakmadığı bu albümü evde dikkatlice incelediğinde Dürer’in, Cranach’ın, Jost Ammann’ın ve 16. yüzyıl Almanya’sında yaşamış gravür ustalarının ekslibrisleriyle dolu olduğunu fark eder. Hemen telefon edip, böyle mükemmel bir hediyeyi kabul edemeyeceğini söyler. Fakat Peter, bunun kendisine 1938’de Nazi zulmünden kaçan ve koleksiyonundan en iyi 100 parçayı getirebilen yaşlı Alman mülteci Jewish tarafından verildiğini açıklar. Alman koleksiyoncunun 1960’larda ölmeden önceki vasiyeti; eğer rastlarsa bunların gerçek bir ekslibris koleksiyoncusuna aktarmasıdır. Şans Benoit’ya gülmüştür. Bunlar, onun bugünkü koleksiyonun en kıymetli parçalarıdır.

Antonio Samudio’nun Benoit Junod için yaptığı ekslibris


Japonya ve Çin’de de çok sayıda dernek ve koleksiyoncu olmasına karşın ekslibrise daha çok Avrupa ülkelerinde rastlanmaktadır. Benoit’ın, diğer koleksiyoncularla iletişime geçmesi, 22 yıl önce Londra’da Ekslibris Derneği başkanlığı da yapan Brian Norh Lee ile karşılaşmasıyla başlar. Brian Norh Lee ve şu anki dernek başkanı James Wilson’dan antik ekslibris üzerine büyüleneceği gerçekleri öğrenir. Değiş tokuş için kendi adına ekslibris siparişi vermeye başlar. Kaliteli olanları değiştirmekten çok kitaplarına yapıştırmayı ve 50 kopyadan az olmayacak şekilde de onları çoğalttırmayı tercih eder. Ekslibris dernekleri federasyonu olan FISAE kongrelerine katılmaya başlar ki bu derneklerden İngiltere, Almanya, Fransa ve İsviçre’dekilere de üye olur. Benoit, çağdaş ekslibrisler elde etmenin yanında tüm zamanların, tarzların ve eğilimlerin en iyi ekslibrislerinden oluşan geniş bir seçkiye de sahip olur ve koleksiyonunu bu anlayışla geliştirir. Aslında dernekler, ekslibris tutkunlarını bilgilendiren ve beğenilerini geliştiren çok sayıda ciddi yayına sahiptirler.

 

Martin R. Baeyens’in Benoit Junod için yaptığı erotik ekslibris

 

Benoit, 1980’lerden sonra zamanının büyük bölümünü ekslibrise olan ilgiyi artırmaya ve grafik sanatçılarının ekslibrise yönelmelerini sağlamaya ayırır. Yarışmalar düzenlemeye başlar. 1987-1989’da Kolombiya’da bulunduğunda ve daha sonra Türkiye’de ekslibris sanatçılarının ve koleksiyoncuların yeni dernekler kurmalarına öncülük eder. Benoit ile benim tanışmam da Ankara’da açtığı koleksiyon sergisi sayesinde olur. Benoit’nın verdiği çok sayıdaki ekslibrislerle benim de koleksiyonum oluşmaya başlar. Onun destek ve tavsiyeleri ile 1997 yılında Ankara Ekslibris Derneği kurulur. Oldukça aktif çalışan derneğimiz, 2003’de katılım yönünden dünyanın ikinci büyük uluslararası yarışmasını gerçekleştirir. Ve herkesin beğenisini alan güzel bir katalog ve CD ile bu başarıyı taçlandırır. (www.aed.org.tr)

 

Yuri Nozdrin’in Benoit Junod için yaptığı ekslibris

 

Benoit, 1993-1996’da Belgrad’da çalıştığı sırada bugün 300 üyesi olan Belgrad Ekslibris Derneği’nin kurulmasına öncülük eder ve 6000 ekslibrisin katıldığı uluslararası bir yarışma düzenler. Bugün Asya, Amerika ve Avrupa’da 38’inin FISAE üyesi olduğu çok sayıdaki derneğe bağlı olarak yaklaşık 15.000 kişi ekslibrisle ilgilenmektedir. Şu anda FISAE Genel Sekreteri olan Benoit’yı ise ekslibris tutkunlarının çoğu yakından tanır.

Ekslibrisler, konulara, sanatçılara, tekniklere göre değerlendirilip meraklıları tarafından toplanmaktadır. Koleksiyoncular, ellerindeki çift baskıları diğer kişilerle değiştirerek çok sayıda ekslibrise sahip olmakta, bu değiş tokuş sayesinde kendi koleksiyonlarını kalite olarak geliştirmekte, sayı olarak artırmaktadırlar. Ekslibris koleksiyonculuğu, uluslararası ilişkilerin gelişmesini, yeni dostlukların oluşmasını, farklı dönemlerdeki sanatın ve tekniklerin öğrenilmesini sağlamaktadır. Koleksiyoncular, tanınmış sanatçıların ekslibrislerini, özellikle de müzik ve erotik konuları içerenleri tercih etmektedirler. Onlar için ekslibrislerin estetik bütünlüğü, teknik yetkinliği ve resim - yazı ilişkisi de önemlidir. Bu küçük baskıların sanatçısı tarafından imzalanmasına, ne zaman, ne kadar sayıda ve hangi teknikle basıldığının belirtilmesine dikkat edilmektedir.

 

Lourdes Morales’in Benoit Junod için yaptığı ekslibris

 

Ekslibrislerin özgün baskı olanları tercih edilmekle birlikte asıl işlevini yerine getirmesi ve geniş kitleye ulaşması düşünüldüğünde ofset (P7), fotograf (P8) ve bilgisayarla (CGD) da  çoğaltma yapılabilir. Genellikle siyah beyaz kitaplara ağaç (X1) ve linolyum (X3) baskılar, renkli kitaplara litografiler (L), serigrafiler (S), çok kıymetli kitaplara ise gravürler (C3,C5) konulmaktadır. Tıpkı özgün baskıresimde olduğu gibi ekslibrislerin sol alt köşesine baskı tekniğinin simgesi, kaç adet basıldığı ve eldeki baskının kaçıncı olduğu, sanatçının adı ve yapıldığı yıl kurşun kalemle yazılmaktadır. Ekslibrisin arkasına sanatçının adresini de yazmasında yarar vardır.

Hasip Pektaş’ın Benoit Junod için yaptığı erotik ekslibris

 

Ekslibris koleksiyonculuğu için büyük paralar harcamak gerekmez. Bir özgün baskıresmin fiyatının çok altında bir rakama ekslibris satın alınabilir. Ekslibrise ilgi duyanlar, zaman içinde çok değer kazanabilecek küçük boyutlu uluslararası bir sanat koleksiyonu edinebilirler. Ayrıca katılacakları kongrelerde ve ekslibris buluşmalarında çok sayıda dostluklar kurabilirler. Ekslibris sevgisi, beraberinde getirdiği sanat kültürü ile meraklılarına ayrıcalıklı olma fırsatı da verir. Ama tek koşul var. O da sabırlı olmaktır. Bir ekslibrisi bulmak yıllar alabilir. Fakat onun verdiği tatminin benzeri yoktur. 

Benoit’ın koleksiyonu şu anda yaklaşık 37.500 civarındadır. 350.000 ekslibrisi olan koleksiyoncular yanında Danimarka’daki Frederikshavn ekslibris müzesinin 1.000.000’un üzerinde ekslibrisi vardır.

 

Benoit Junod

1945'de İsviçreli bir ailenin çocuğu olarak Londra'da doğdu. Cenevre’deki Uluslararası Okul ve Winchester Koleji'nde eğitim gördü. 1959 - 1960 yılları arasında Barselona Üniversitesi'nde İspanyolca ve edebiyat eğitimi gördü. 1965'de BBC'de gazetecilik kursları'na katıldı. 1971'de hukuk eğitimi aldı.

1972'de İsviçre Dışişleri Bakanlığı'na diplomat olarak atandı. 1974 - 1978 Dış Ticaret Bakanlığı ve Kopenhag İsviçre Büyükelçiliği'ndeki eğitim sürecinden sonra Denizler Kanunu Konferansı için İsviçre delegasyonu olarak Birleşmiş Milletler'de ve bakanlığın ülkelerarası hukuk bölümünde 4 yıl çalıştı. Daha sonra Buenos Aires İsviçre Büyükelçiliği'ne önce ikinci sekreter, sonra birinci sekreter olarak atandı. Arjantin'den Londra'ya Kültür İşleri Danışmanı olarak atandı.

1984'den 1987'ye kadar Stockholm'da Avrupa Silahsızlanma Konferansı'nda İsviçre delegasyonuna asbaşkanlık yaptı. 1971'de Kolombiya İsviçre Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı'na atandı. Bu görevi 1989'dan 1993'e kadar Türkiye'de de yerine getirdi. Balkan krizinin yükselmesi ile birlikte, Chargé d'Affaires of Switzerland görevi ile Belgrad'a (Yugoslavya) transfer oldu. 1996'ya kadar Büyükelçi olarak görev yaptı. Bakanlığa geri gönderildikten sonra iki yıl daha uluslararası organizasyon bölümlerinde görev yaptı. Daha sonra bağımsız danışman olarak çalışmak için 1997'de devlet memurluğundan ayrıldı.

Benoit Junod, bütün yaşamı boyunca görsel sanatlara ilgi duydu. 1960'larda amatörce, 1972'de profesyonelce başladığı ekslibris koleksiyonculuğunda artistik değeri yüksek; tüm zamanları ve teknikleri içinde barındıran bir koleksiyona sahip oldu. 37.500 parçadan oluşan koleksiyonunda 1850 öncesi ve çağdaş dönemlere ait eserler vardır. Aynı zamanda ekslibrisin tanıtımında ve yarışma organizasyonlarında aktif olarak çalıştı. 1988'de Kolombiya'da ve 1995'de Belgrad'da (The World of Ex-libris) yarışmalar düzenledi. Birçok ekslibris yarışmasında jüri görevi yaptı. Aynı zamanda Prag Trienali'nde, Chamalières Trienali'nde, Mostra Rio Gravura, Belgrade, Golden Pen, Uzice Dry-point Bienallerinde grafik eksperi olarak çalıştı. İsviçre Ekslibris Club, Bookplate Society, The Belgrade Ekslibris Circle için komite üyeliği yanında Slovakya, Slovenya ve Ankara Ekslibris Derneği’nde onur üyesi olarak görev yapmaktadır. Ekslibris konusunda düzinelerce makalesi, sayısız kataloğu ve yeni basılmış "Swiss Ekslibris 1900 - 1999" kitabı vardır.